"Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık!
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık,
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları..."
Evet sevgili okurlar, ne güzel söylemiş değil mi Faruk Nafiz? Bu şiirin ilk dizeleri zamanlı zamansız sık sık gelir aklıma. Ve anlattığı bu yolculuk da benim yakında yapacağımla az çok özdeşleşmiyor değil.
Olayın özeti şu ki, askere gidiyorum. Dün gece yarısı belli oldu, biletimizi aldık.
İstikamet: Hatay/Serinyol.
Statü: Kısa Dönem Er - Jandarma.
Süre: 6 ay (izin kullanmazsan 5 ay 5 gün)
Demişler ki yeriniz belli olan da teslim olmak için birliğe gidene kadar anca bir soda içmeye vaktiniz olur. He, ben işte o sodadan feragat edip sizlere bu yazıyı yazıyorum. O yüzden hepiniz bana birer soda borçlandınız. Hayırlısıyla döneyim de o borcu tahsil ederim.
Mehmet'in dediği gibi: "Vatan borcu biter bitmez ordayım."
Ve elbette bir klasik: "O ŞİMDİ ASKER"
Selametle kalın...
Kubilay
#nowplaying: Çocuk - Ben Askere Gidecem
