Bazen insanın aklına çok komik bir şey gelir de gülmekten anlatamaz ya, bazen de insan aklına ya da başına gelen çok hüzünlü bir şeyi anlatamaz benzer şekilde. Bu defa kahkaha krizine girmez tabii, belki gözyaşı dökmez ama üzerine bir hüzün çöküverir. Nefes alamaz. Aklına kelimeler kopuk kopuk gelir, çoğu zaman kelimeler bile kaybolur da heceler, harfler tıkanır bu kez boğazına.
Hüzün mutluluktan daha küçük sebeplere ihtiyaç duyar. Çünkü hemcinsi olanlarla -diğer hüzünlerle- daha çabuk kaynaşır. Hatrına düşmeyiversin insanın ufacık ve tatlı bir hatıra, yanına diğerlerini de alarak çığ misali büyüyüverir ve bembeyaz rengiyle çelişircesine üstüne çöktüğü yamaçları simsiyah bir karanlığa hapseder.
Susanlar, konuşanlardan daha tehlikelidir. Ve çoğu zaman daha üzgün.

10 yorum:
Mutluluk şahane bir müzik eşliğinde, bir kadeh buz gibi gazoz içmektir… Başka ne olabilir ki? Mutluluk budur işte:)
Mutluluk kocaman bir tokluk hissidir:)
Mutluluk, sevdiğin çizgi romanı eline aldığında, sürprizlerle karşılaşıp hayal görüyormuş gibi hissetmektir:)
Gazoz Niğde Gazozu'ysa katılabilirim :)
Hüzün, sıcak bir havada,şahane bir müzik eşliğinde, bir kadeh buz gibi gazozu mutlulukla içerken, seni mutlu eden gazozun Niğde Gazozu olmadığını, aslında başka gazozların da mutlu edebileceğini farketmektir:)
Tamam gazozları ayırmayayım ben artık :)
KM; sizce benim "hüzün" tarifim doğru mu oldu yani:) Sahi mi?
Bilmem test edince karar verebilirim ancak, değil mi? :)
Gerçi herkesin hüzün tarifi kendine, kişiden kişiye değişiklik gösterebilir yani.
Size bir şey söyleyeyim mi, Hayal Kahvem'de hep mutluluğun tarifini yazma gayretindeyim. Oysa sadece anlamını değil hüzün kelimesinin melodisini de çok severim. KM,madem hüzün üzerine bir yazı döşenmişsiniz, durun size hüzünle ilgili bir kaç kelam daha edeyim:)
Hilmi Yavuz'un "Hüzün ki en çok yakışandır bize. Belki de en çok anladığımız." dizelerini yazsam mesela...
Ya da Attila İlhan'ın o dünyalar güzeli dizeleri... "Hayat zamanda iz bırakmaz... Bir boşluğa düşersin
bir boşluktan... Birikip yeniden sıçramak için... Elde var hüzün."
Bir de kitap ismi vereyim... Günaydın Hüzün. Yazarı Françoise Sagan. Buyrunuz kitaptan bir alıntı...
"Sıkıntısı, sevecenliği bir saplantı gibi peşimi bırakmayan bu bilinmedik duyguya o adı, o güzel, o ciddî hüzün adını koymaktan çekiniyorum. Bu öyle eksiksiz, öyle bencil bir duygu ki, neredeyse utanacağım geliyor, oysaki hüzün bana her zaman saygıdeğer görünmüştür. Bu hüznü tanımazdım, sadece can sıkıntısını, pişmanlığı daha da seyrek, vicdan azabını bilirdim. Bugün bir şey, ipek gibi, sinir bozucu ve sevecen, içimde kanatlanıyor ve beni ötekilerden ayırıyor."
KM, görüyorsunuz değil mi, yorum yazmam yazmam... yazınca da abartmakta üstüme yoktur:)
Hüzün hoş bir konu KM, sık sık değinmelisiniz bloğunuzda bence.
Çünkü "Hüzün ki en çok yakışandır size:))"
Bu yorum benim yazımı gölgede bıraktı yalnız :) En çok Sagan'ın satırlarından etkilendim. Hüzün bence de saygıdeğer bir duygu zira.
Ve bana yakıştığı konusunda hemfikirim :) Teşekkürler değerli yorumlarınız için.
Abartmışım gene yorumumu KM.. Kısa kes Aydın havası olsun'u asla beceremiyorum:)
Bu kitap hakkında bir yazım var.. İlginizi çekerse burdan bakın.. Kitapta sadece hüzün yok, ayrıca tadı ve melodisi olan bir kitap:)
http://hayalkahvem.blogspot.com/2011/05/bir-kitabn-tadn-ve-melodisini-arama.html
Bu blogda kısa kesmiyoruz Vildan Hanım, istediğiniz kadar abartabilirsiniz, daha makbule geçer hatta :)
Tamam, yazınızı okuyacağım, yorumumu da altına yaparım, teşekkürler tekrardan :)
Yorum Gönder