Nietzsche Ağladığında adlı kitapta romanın baş karakteri Doktor Josef Breuer Nietzsche'ye hikayenin geçtiği zamanın epey öncesinde yanında çalıştırdığı asistanı Eva'yla olan birtakım hatıralarını anlatır. Eva ile Breuer, uzunca bir süre birlikte çalışmış ve yakın dost olmuşlardır. Öyle ki Breuer -belki karısı dahil- kimseye anlatmadığı sırlarını Eva'ya anlatmış, çok gizli dertlerini onunla paylaşmıştır. Breuer'in hastalarından biriyle tensel yakınlaşma duyduğu bir zamanda bu hastasına olan hisleri tehlikeli bir noktaya doğru sürüklenmektedir ve bu durumu Eva'ya açtığında Eva Breuer'e onun için ne kadar korktuğunu, kendisini mahva sürükleyecek bir şey yapmasını istemediğini söyler ve elini tutarak onu kurtarmak için her şeyi, ama her şeyi yapmaya hazır olduğunu özellikle belirtir. Konu orada kapanır ancak Breuer sonraları kendini bu konuşmayı düşünmekten alamaz, Eva'nın bir karşılık beklediğini düşünür ve ona o karşılığı vermediği için büyük pişmanlık duyar.
Bir süre sonra Breuer'in hastası, Breuer'i zor duruma düşürecek (yarı hayal) söylemlerde bulunur ve bunlar karısının kulağına gider. Karısı da Breuer'den derhal bu hastayı başka bir doktora devretmesini ister ve bu olay bir kıvılcım niteliği taşıdığından ve karısı, kocasınının asistanı Eva ile olan yakınlaşmasından rahatsız olduğundan onu kovmasını istediğini de söyler ve Breuer -kendi düşüncesine göre- sebepsiz yere asistanı Eva'yı da kovar.
Romanın ilerleyen bölümlerinde Breuer ailesinden uzaklaşır ve geçmişte kapatamadığı hesapları kapatmak üzere kendisini farklı yolculuklar yaparken bulur. Bu yolculuklardan birisi Eva'nın yaşadığı evde son bulur. Breuer Eva'ya aylarca pişmanlığını yaşadığı bu konuyu açar ve o konuşmada Eva'nın gerçekten Breuer'den karşılık bekleyip beklemediğini sorar.
Eva, heyecanla cevap bekleyen Breuer'e duraksayarak şunları söyler:
"Josef, ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Dürüst olacağım; bu sorunu böyle cevapladığım için kusuruma bakma, ama eski dostluğumuzun hatırı için sana karşı dürüst olmam gerekiyor. Josef, ben öyle bir konuşma hatırlamıyorum!"
Hayatta bazen aklımızdan geçirdiğimiz kişilerin aynı anda bizi de akıllarından geçiriyor oldukları vakidir ancak her gün aklımızdan geçirdiğimiz belki onlarca kişi içinde bu karşılığı bulabildiğimiz kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyeceğinden bu rakam oldukça önemsiz kalır. Biz geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda hayatımızdan geçmiş ya da geçmekte olan kişileri ve onlarla yaşadıklarımızı düşünürken ve kafamızda her gece cevabını arayıp bulamadığımız soruları yinelerken o kişiler büyük ihtimalle uzunca bir süredir bizi hatırlamamışlardır bile. İnsanlar böyle durumlarda çoğu zaman bir şekilde yollarına devam etmeyi başarırlar ama biz zannederiz ki onlar da bizim kadar yaşananlara takıntılı ve bağlı kalmışlardır. İnsanların yalnız kaldıklarında düştükleri en büyük yanılgı budur ve bu yanılgı çoğu zaman büyük hayal kırıklıkları doğurur.
Bu hayal kırıklığının ardından da Breuer kendisine şunları söyler:
"Ama Josef, ne bekliyordun?" diye sordu kendine. "Onu bir kaba koyup donduracaksın ve sen kapağı açıp onu çıkarmak istediğin an tekrar mı canlanacaktı? Kırk yaşındasın, artık senin kadınlarının senden farklı bir yaşamları olduğunu anlamanın zamanı geldi: Onlar kendi yaşamlarında gelişiyor, kendi yaşamlarını sürdürüyor ve yeni ilişkiler kuruyorlar. Değişmeyen yalnızca ölülerdir. Yalnızca annen Bertha zamanın bir noktasında asılı kalmış bir halde, seni bekliyor."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
En sevdiğim bu oldu..Gerçekten çok anlamlı..
Yorum Gönder