"Zamansız gidiş"e inanıyorum. Hayır, her gidiş biraz zamansız değildir. Ben hiç zamansız gitmedim. Kimse kimsenin kendisini düşünmediği kadar başkasını düşünmez orası doğru. Tamam, benim de zamansız gidişlerim olmuştur belki. Ama bu her gidişin biraz zamansız olduğu anlamına gelmez.
Bir roman karakteri hayal ediyorum, intihar etmeyi düşünen. Ama kendini değil, içinde kalan son umudu öldürmek için. Umut en son ölür** demişler ya hani. O çok doğru işte. Ama intihar edemiyor bir türlü, sebebi gene bu sözde gizli. "Madem ki umut en son ölür," diye düşünüyor, "o zaman kendimi öldürmemle ölmeyeceği kesin. Kendimi öldürdükten sonra ölecekse bile, ne kadar sonra? Ölüyken çekeceğim acıyı diriyken çekeyim daha iyi."
Düşünce dünyamdaki roman karakterlerini düelloya davet etmek istiyorum. Çünkü sayıları çok fazla. O yüzden kafamı çok karıştırıyorlar. Bırakayım da hızlı, çevik, kurnaz olanlar diğerlerini öldürsün. Sonra onları ben öldürüp öldürülenleri tekrar canlandırayım zihnimde ve yoluma onlarla devam edeyim. Kazanan tarafta olmaya alışık değilim çünkü.
"Mecburen oturmuş, ruhum muhtaç diye bunca şeyi yazıyorum - ve bunu bile yalnızca düşlemekle, kelimelere, bilince başvurmadan, silikleşmiş, ezgili yeni bir ben yaratarak ifade etmekle yetinemiyorum, oysa içimdekileri gerçekten dillendirdiğimi hissedebilsem gözlerim dolardı, kendi benliğimin yamaçlarından usulca, büyülü bir ırmak gibi akardım, bilinçdışına, Tanrı dışında hiçbir anlamı olmayan uzaklara doğru."***
-----------------------------------------------------
(*) Fernando Pessoa - Huzursuzluğun Kitabı, Sayfa 457
(**) "Hope dies last."
(***) Fernando Pessoa - Huzursuzluğun Kitabı, Bölüm 92
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

8 yorum:
Selam KM,
Son yazılarınız ve üzerine müzik, çarpıp çivileyen cinsten olmuş.
Bakın his geçiren yazılar yazıyorsunuz. Aman durmadan yazmaya devam edin. Herkes beceremez KM böyle yazmayı...
Yazana değil yazdırana bak mı demeli bilmiyorum ama.. Bence iyi gidiyorsunuz... Devam... Devam...
Teşekkürler...
Selam KM,
Bakın size en şahane intihar şiiri:)
Sen tam tabancayı
Şakağına dayamışsın;
Kapı açılıveriyor
Ve üstündekileri
Bir bir fırlatıp atan
Bir leylak sesi...
Cemal SÜREYA
Nasıl ama.. Ne hoş değil mi? Tam umutsuzluk anında... Hoop.. Yeni bir kapı aralanıveriyor. Leylak kokusu değil.. Leylak sesi dikkatinizi çekerim:)
Hayat böyle bir şey işte!
KM, siz hiç Füruzan'nın yazdıklarını okudunuz mu? Bazı kitapların zamanı vardır biliyor musunuz? Misal şimdi yaz mevsiminin sonuna geliyoruz ya.. Şimdi tamıtamına Füruzan'ın Sevda Dolu Bir Yaz adlı kitabını okumanın zamanıdır. İyi gelecek size. Seveceksiniz eminim. Eğer okumadıysanız tavsiye ederim.
Okuyun e mi? Paragraflarından hoşlanacak, hayalle gerçek arasındaki çocuksu tadı hissedeksiniz. Deneyin derim:)
Böyle konularda genelde söz vermem ama sizin tavsiyenize de güveniyorum, o yüzden fırsatım olursa mutlaka alıp okuyacağım.
Cemal Süreya dizeleri için ayrıca teşekkürler, zaman zaman "bir leylak sesi"ne ziyadesiyle ihtiyaç duyuyoruz.
"Gerçekte, bir kişinin bir başkasına okumayla ilgili verebileceği öğüt şudur: Hiçbir öğüdü kabullenmeyin; kendi içgüdülerinize kulak verin, kendi usunuzu kullanın, kendi kararlarınıza kendiniz varın."
Bu sözü Kitap Nasıl Okunmalı? başlıklı yazısında Wirginia Woolf söylemiş KM.. Bilmiyorsanız bilin istedim:))
Önce tavsiye edip sonra bunu paylaşmanız da enteresan oldu. Ben zaten tavsiyelere fazla inanmam, her duyduğumu da ciddiye almam, aldıklarım da içgüdülerimle ilgilidir. Wirginia Woolf'un içi rahat olsun :)
ahah tavsiye tam adamını bulmuş:P
İstihza seziyorum...
Yorum Gönder