Hayatta hep aynı senaryoyu oynayacağımı sanırdım. Yanılmışım. Ama hep aynı roldeyim, bu kadarı değişmiyor. Hep hazır olmak için birilerinin hazır olmadığı zamanı bekleyen kişiyim ben. Bütün hevesiyle kendini bir şeylere hazırlayan ve hep kıl payı geç kalan, sonuçta da hayal kırıklığına uğrayan kişi. Bütün hayal kırıklıklarına kafam girsin bu yüzden. Onlar, nasıl desem, gelip geçici bir şok değiller. Tamam geliyorlar ve geçiyorlar çünkü yerlerini başkaları alıyor ama her biri giderken ardında bir tortu bırakıyor, bir kalıntı. Ve bunlar birikiyor. Biriktikçe her şeye sebebiyet verebiliyorlar: İnsanın hayata inancı kalmıyor, mutluluğa, sevgiye, ve maalesef kendine. Bir noktaya kadar "birikip yeniden sıçrayacağını" sanıyor ve belki bir yerlerde birileri bu noktaya varmadan bunu yapıyor ama o noktayı da aştıktan sonra hepsi bir olup omuzlarına kabus gibi çöküyor. Artık her defasında sadece üzülmüyor aynı zamanda -her şeye karşı- inancı azalıyor, arzusu azalıyor, direnci azalıyor. Soluk almak için daha çok efor sarf etmesi gerekiyor çünkü görünmeyen kollar onu sarmalayıp boğarcasına sıkıyor.
Böylesi adil değil. Dünya benim etrafımda dönmüyor ama en azından kendi dünyam kendi etrafımda dönüyor olmalı, bu kadarı neden mümkün değil? Hep başka meteorlar benim üzerime düşüyor, yanlış zamanda yanlış yörüngede bulunmak hep bana mahsus bir suç.

4 yorum:
Hep hayal kırıklığı.. Hep hayal kırıklığı.. Öyle mi KM?
Buradan buyrun o zaman:)
"Ne diyeyim geçmiş olsun, kendini fazla hırpalama, ben öğretecek değilim: Neler görüp geçirmiyor ki insan! Hayat böyle!"
Bazı boktan lafların bu kadar gerçek olması ne kadar kötü değil mi? Tıpkı "Hayat böyle" demek gibi. Ama ne yapalım ki hayat böyle!
Yok ben demedim.. Diyen..... MURATHAN MUNGAN
Herkes kendine yakıştırdığını giyer :)
moda insanın kendini yarıştırmasıdır diyesim geldi
Seni de geçen Moda'da görmüşler haberi geldi.
Yorum Gönder