29 Kasım 2011
29 Kasım 1935
"Não sou nada.
Nunca serei nada.
Não posso querer ser nada."*
Bernardo Soares'i bugün beklemiyordum. Yani aslında, ne zaman beklediğim bir yana, en sona kalmayışı beklenmedik oldu biraz. Elbette kişiselleştiriyorum olayı, neticede beni sana bağlayan satırlar onun kaleminden çıkmadı mı? Ayrıca sohbetiniz resmi geldi bana, olması gerekenden fazla. Gene de seni iyi tanıyor, ne yemekten hoşlandığını bilmesi mesela -işkembe çorbasını ben de çok severim-, hatta düşünsene Álvaro de Campos'un yazdığı dizeleri bile biliyor! Belki de sizinkisi birliktelerken coşkularını belli etmeyen ama derinlerde bir yerlerde sımsıkı bağlarla birbirine rabıtalı iki ruha ait bir dostluktur. Bilir misin benim de öyle dostluk kurduğum kimseler var. Yokluklarında varlıklarını aramadığımı düşündüğüm ama varlıklarında hem onların hem de benim yüzümde beliren anlayış tebessümleriyle hayatımda hep özel bir yerde kalacaklarını her defasında fark ettiğim kimseler.
Sanırım dostlarını çok ihmal ettim. Seni uğurladıktan sonra biraz da onlarla zaman geçireceğim, söz.
Son zamanlarda senin ihmal ettiğini söylediğin o dostun kim mesela, hiçbir fikrim yok.
Neyse, bekleyip göreceğiz.
*"Ben hiçbir şeyim.
Asla bir şey olmayacağım.
Bir şey olmayı dileyemem."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder