Benim kitapçılarda gezerken önceden okuduğum bir kitaba rastladığımda, kitabı elime alıp herhangi bir sayfasını açarak orada ilk kez görüyormuş havasıyla okuma huyum var. Bu huyumun sebep olduğu dürtüyle bu akşam bir kitapçıda önce Geceyarısı Çocukları'na baktım, sonra biraz Tutunamayanlar'a, en son Orhan Pamuk'un kitaplarını olduğu kısma geldim ve Kara Kitap'a biraz göz gezdireyim dedim. Sonunu anımsamadığım için en son sayfasını açıp biraz okudum ve şunu fark ettim: Ben kitapların, romanların, kısacası seyircisi olduğumuz hikayelerin kat'i bir sonla sonlandırılmalarını sevmiyorum. Kara Kitap'ı çok severim mesela, ama sonuna dair bir şey hatırlamıyorum. İlgimi çekmemiş demek ki. Ya da bilinçaltım hoşlanmadığım için beni unutmaya zorlamış. Kara Kitap'ı raftaki yerine koyup az ötede duran Benim Adım Kırmızı'ya baktım, tarif ettiğim nitelikte bir sonu olduğunu anımsadığım için açasım gelmedi. O kitabı da sevmediğimden değil oysa. Tutunamayanlar'ı düşünüyorum şimdi, serüvenin bir sonu vardı ama esas hikayenin yoktu bence. Ucu oldukça açıktı. Geceyarısı Çocukları da keza. Ve öylesi çok daha güzel geldi bana. Daha güzel geliyor demek daha doğru.
Sinemadan bahsedecek olursak: No Country for Old Men. Türkçe adıyla "İhtiyarlara Yer Yok". Benim "en iyiler" listemde üst sıralardadır. Ama bırak benim kadar sevenini, biraz olsun sevdiğini söyleyebilen çok az insan gördüm. Ve rastladığım en genel eleştiri "sonu yok filmin" şeklindeydi. Filmin sonu vardı aslında. Ama yoruma oldukça açıktı, bu da insanları hayal etmeye zorladığı için rahatsızlık vermiş olabilir. Yergi anlamında söylemiyorum, ben buna yoruyorum sadece. Coenler'den gidelim: A Serious Man(Ciddi Bir Adam). Sonu olmayan bir başka film daha. Oysa son sahnesi üzerine sayfalarca yazı yazılabilir, seveni varsa bana katılacağından şüphem yok.
Her ne kadar resmi ve ciddi gözükecekse de toparlamam lazım: Sanat, takipçisinin hayal gücüne güvendiği derecede başarılı bana göre, sınırlı da olsa kişinin kendisini şekillendirmesine izin vermeli bir yerde. Ancak bu şekilde aynı vücutla farklı biçimlerde var olabilir her zihinde.
Biraz paragraf sorularına malzeme olacak nitelikte cümleler kurdum ama, idare edin artık.
Yazıya "The End" başlığını verecektim ama bir gün lazım olur diye sakladım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

4 yorum:
hani kitaplar için. filmlerde her şey açıktır ama kitaplarda okuyucu hayal eder olayı falan denir ya. ben kitaplar gibi ucu açık ve çoğunlukla ortamı karakterleri yönetmen ya da senaristten çok kendi kafamda şekillendirebileceğim filmleri daha çok seviyorum galiba. (bu nasıl olur diye sorma, oluyor) kesin bi sonucu olmasın. sonsuza kadar mutlu, sonsuza kadar mutsuz ya da her neyse işte. biraz muallak ve soru işareti fena olmaz. hatta pek bi şükela olur. ayrıca ihtiyarlara yer yok. o bozuk para atma sahnesi ve replikleriyle bile benim efsanemdir. varsın sonu olmadığı için eleştirilsin ya da biraz daha az sevilsin. nope.
doğru.
İki filmi de bilmiyorum utandım fena halde meraklandım şimdi..
Utanmak yanlış, meraklanmak doğru :) İzlersen görüşlerini yaz lütfen -olumsuz olsalar dahi.
Yorum Gönder