Zaman çabuk mu geçiyor?
Öğrencisin, derse girersin. Dakikaları sayarsın, bir(bazen iki) gözün saatte, bir(bazen iki) kulağın zilde.
Çalışıyorsan, mantık aynı, şekil farklı: Öğle arasını gözlersin, ikindi molasını, mesai bitimini.
Sevdiğin yönetmenin filmi gelecek, günleri sayarsın. Sevdiğin şarkıcının albümü çıkacak ya da.
Sevdiğin bir akraban gelecek, ne zaman, bayramda. Ya da Ankara'dan abin gelecek.
Televizyonda sevdiğin dizi var, bir bölüm izledin, diğeri ne zaman? Haftaya bugün. kalan 7 günü sayarsın.
Tuttuğun takımın maçı var, o da haftadan haftaya. Maçın rövanşı vardır, o da öbür haftaya. Derbi olur, kaybedersin, rövanşı ikinci yarıya. Zaten ikinci yarıdaysa, seneye...
Askere gidersin, şafak sayarsın. Bitene kadar canın çıkar, bitince nasıl bitti anlamazsın.
Otobüsü kaçırırsın, sonraki gelene kadarki 15 dakikayı sayarsın, bankada sıra alırsın, sıra gelene kadarki 23 sayıyı sayarsın, gece uyku tutmaz, uyuyana kadar sayısını kendin bilmediğin koyunları sayarsın, voleybol maçında 25'e sayarsın, teniste 40'tan sonraya, futbolda 90'a, sayarsın, sayarsın, sayarsın...
Farkında ol ya da olma, ömrün boyunca bazen hep bir şeylere kadar, bazen hep bir şeyleri sayarsın.
Sonra zaman ne çabuk gelip geçiyor diye oturur bir de zamana -söver- sayarsın.
Galiba zaman değil çabuk gelip geçen, bize şimdiyi yaşatmayan hevesler.
Yalnız matematiğimiz hiç de fena değilmiş.
Sevdiğin şarkı çalmaya başlar, biteceği zamanı sayarsın: 06:52
http://grooveshark.com/s/One+Day+Like+This/2tD3W9?src=5
06:51...
06:50...
06:49...
...


0 yorum:
Yorum Gönder