bugünlerde karşı konulmaz bir uyurgezerlik halindeyim.
evde, otobüste, işyerinde... hiçbir şekilde önüne geçemedim bunun.
bunu salt uykusuzluğa bağlamam tutarsız olur. bu, oblomovluk türünden bir mayışıklık. ruhsal ve zihinsel bir bitkinlik hissi. böyle durumlarda insan sonsuza değin uyumak istediğinden sanırım bilinçaltım da bu isteği yerine getirmekte vakit kaybetmiyor.
kendimi otobüste yanımda oturan kişi tarafından inmesine yol vermem için dürtülürken ya da ofiste sandalyemde birdenbire sıçrarken buluyorum. kafamda gezinen düşünceler bu ufacık zaman dilimlerinde birer rüya olarak karşıma çıkıyorlar çoğunlukla. beni tedirgin eden gerçekle rüya arasında bu kadar sık gidip gelmek.
bu sabah gene otobüste gelirken kendimden geçmişim, ardından birden gözlerim açıldı ve beynimin sağ tarafına bir sancı saplandı. ya da sancı saplandığında gözlerim açıldı, bilemiyorum. yanımdaki kadının bile dikkatini çekti sanırım verdiğim tepki. belki -umuyorum- çok çok ufak bir şeydir ama imgesel yaklaşacak olduğumda beynimin yorgunluktan süregelen bir acı çekme biçimi olabilir belki de.
beynim neden yorgun? bilmiyorum. beni yoracağını, üzeceğini, kararsızlık ya da karamsarlığa düşüreceğini sezdiğim tüm düşünceleri kafamdan uzaklaştırma gibi bir oto-kontrol mekanizmam olduğundan çok fazla 'kafa yormaya' kondisyon olarak hazır değil belki de.